19 Şubat 2009 Perşembe

Bir Vav Hikayesi

Hafız Osman fırtınalı bir günde dolmuş kayıkla Beşiktaş’a geçecektir. Bir kayığa biner. Yol bitmek üzereyken kayıkçı ücretleri ister. Fakat Hafız Osman o gün aceleyle çıktığı için yanına para almayı unutmuştur. Kayıkçıya, “Efendi, yanımda param yok, ben sana bir “vav” yazayım, bunu sahaflara götür karşılığını alırsın” der. Kayıkçı yüzünü ekşitip söylenerek yazıyı alır.

Bir müddet sonra kayıkçının yolu sahaflar tarafına düşer. Bakar ki yazılar, levhalar iyi fiyatlarla alınıp satılıyor. Cebindeki yazıyı hatırlar ve götürür satıcıya. Satıcı yazıyı alır almaz “Hafız Osman vav’ı” diyerek açık artırmaya başlar. Sonuçta iyi bir fiyata “vav”ı satar kayıkçı. Kayıkçı bir haftalık kazancından daha fazlasını bu “vav” ile kazanmıştır.

Bir gün Hafız Osman yine karşıya geçecektir ve yine aynı kayıkçıyla karşılaşmıştır. Yol bitmek üzereyken yine ücretler toplanır. Hafız Osman da yol ücretini uzatır kayıkçıya. Kayıkçı “Efendi para istemez, sen bir “vav” yazıver yeter” der. Hafız Osman gülümseyerek der ki; “Efendi o “vav” her zaman yazılmaz.”

Nusret Duası


Ey bütün kötülüklerden, maddi ve manevi bütün ayıplardan münezzeh, pak ve temiz olan Kuddüs! ve ey necis ve kirli şeylerden ve noksan sıfatlardan müberra olan Tahir! (bizi de bütün kötülüklerden muhafaza eyle)
Umum mahlukatından O’na sözleriyle denk gelecek kimse yoktur. (hüküm ancak O’nundur.) Ya İlahena! düşmanlarımızın bize galebe etmesinden ve bize üstünlük sağlayarak hakkımızda şamata yapmalarından sana sığınırız.
Ey Rahmet olarak üzerimize Kuran’ı indiren.. ve bulutları gezdiren.. ve düşman birliklerini hezimete uğratan Rabbimiz! o düşmanlarımızı perişan eyle.. ve onlara karşı bize yardım et.

Amin.

Cenâb-ı Hakk’ı bulan, neyi kaybeder? Ve onu kaybeden, neyi kazanır?

Hikem-i Atâiye
Duandaki devam ve ısrara rağmen lütuf ve ihsan vaktinin gecikmesi üzülmene ve ümidini kesmene sebep olmasın. Çünkü duaya icabet, nefsin senin için seçtiği vakitte değil, Allah'ın senin için tercih ettiği zamanda tecelli ve tahakkuk edecektir.

Ataullah İskenderî

Gerçekten de öyle. Biz insan olarak sahip olduğumuz akılla Kainatın Yaratıcısı'nın kararlarını asla sorgulayamayız (haşa). "Böyle olsa daha güzel olurdu, şu olmasaydı.."diyemeyiz.
Duada ısrarcı olmak lazım ama "O kadar istediğim halde neden olmuyor?" dememek gerek. Çünkü Allah bizim için en hayırlı olanı bilir.

16 Şubat 2009 Pazartesi

Salih Memecan'ın karikatürü


Salih Memecan, CHP İstanbul belediye başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu'nun aday olduğu kentle ilgili yaptığı gaflardan (Kağıthane'ye Kağıttepe demek, Gültepe'yi ilçe sanmak, Levent'teki İETT arazisini Taksim'e taşımak gibi... ) esinlenerek bir karikatür çizmiş. Çok da hoş olmuş :)

Sanırım Başbakan'ın Kılıçdaroğlu hakkında "İstanbul'da adres bulamaz." sözüne katılmak gerekiyor :)

( bu akşam da yazasım geldi :) )

deniz

15 Şubat 2009 Pazar

Uçurtma Avcısı

Geçen hafta Khaled Hosseini'nin Uçurtma Avcısı (The Kite Runner) adlı kitabını bitirdim. Ve ağladım.
Beni bu kadar etkileyen bir kitap okuduğum nadirdir. Muhteşem diyebileceğim bir kitaptı. Sadakatin, "Senin için ... yaparım" demenin ne demek olduğunu anlatıyor.

Babasından istediği sevgiyi görememiş bir çocuğun duygu dünyasını tam olarak izleyebiliyorsunuz.

Ve kitabın ana fikri "There is a way to be good again."

Mutlaka ve mutlaka okumanızı önerdiğim bir kitap.
Kitap ayrıca sinemaya da uyarlanmış. Ben henüz izlemedim ama bence kitabı okumadan sinemasını izlemeyin.
Ve eğer bu kitabı benim tavsiyemle okursanız görüşlerinizi benimle de paylaşın.
Benim tavsiyemle okumamış olsanız da paylaşın :)

Gözlerinize sağlık...

deniz

14 Şubat 2009 Cumartesi


Güzeller çoksa da aşk tektir.
Aşk; şirk kabul etmez, tevhittir.
Cemal'in tezahür ettiği ayna, güzelliğin şiddetinden parçalanmış;
her parçaya güzellikten bir pay düşmüştür.
Bundandır şairin sevgiliyi birlerken:
"Suna dedimse sen, Leyla dedimse sensin" deyişi.

Aşktır ki, Gerisi Vesairedir...


Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib
Kılma derman kim helâkim zehr–i dermanındadır.
Fuzuli


Sevgili!..
Aşkın şiirini yazmak isterdim sana; sana aşkı şiir ile yazmak isterdim... Aşkı seninle tanımlamak ister, aşkı sende tanımak isterdim. Ay ikiye bölündüğünde yanında olmak, Uhud’da dişini avcuma almak isterdim.


Sevgili!..
Şimdi senden uzakta, aşk şudur diyebilsem eğer, son defa kendimi ve ilk defa okuyucumu kandırmış olacağım. Bildim dediğim bir aldanıştır çünkü o, duydum dediğim bir yanıştır.

Şimdi ayın, şın ve kaf’ları çıkardılar elifbe'lerden de sensizliğin mektebinde bir sabra mıhladılar bizi elif’lerle he’lerden. Sensizlikte hasretin hüzzamlarını öğrendik kucak kucak, ve aşkın nihavent saltanatını arar olduk köşe bucak. Bildiğimizi sandıkça yandık da yolunda, yolunda yandığımızı sandıkça bildik sonunda. Aşkın gerçeği değildi bildiğimiz, ama aşkın ateşiydi yandığımız. Artık şüphedeyiz, canları yâre ulaştıran bir sel miydi aşk, şekeri güzele sunup ağuyu kalbe bulaştıran bir el miydi!.. Sana varacak yolların çilesi miydi; tutkular ötesi tutkunun zirvesi, hasretle yanışların sesi miydi!..

Her şey sen olsun şu dünyada ve olmasın sen olmayan dünya da.

İskender Pala
Ve sen yine denendiğinde;
Ve yine kalbin daraldığında;
Ve yine bütün kapılar kapandığında;
Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde;
Uzun uzun düşün …
Ve hatırla Yaradanını !…
“Allah c.c kuluna kafi değil mi? “

(Zümer Suresi)

11 Şubat 2009 Çarşamba

CÂN VEYA CÂNÂN

Cânân ise matlûb, cândan tamaı kes,
Matlûb ise cân, ümîdi cânândan kes…

(İstediğin cânân ise kendini sevmeyi bırak. Eğer kendini seviyorsan, sevdiğinden ümîdi kes.)

Fuzûlî

2 Şubat 2009 Pazartesi

BİZ SENİ UYANIK BİLİRDİK

İstanbul’da kenar semtlerden birinde oturan yaşlı bir kadın, zamanın padişahı Kanunî Sultan Süleyman Han’ın huzûruna çıkmak istediğini saraydaki görevlilere bildirmiş. Bunun üzerine Sultanın karşısına çıkarılmıştı. Yaşlı kadın, evinin soyulduğunu ve bu olaydan padişahın sorumlu olduğunu söyleyerek, şikâyette bulunur. Bunun üzerine hiddetlenen Kanunî:
- Bana bak kadın, sen niçin bu kadar derin uyku uyudun da evinin soyulduğunu duymadın? deyince, yaşlı kadın:
- Padişahım! Kusura bakma, biz seni uyanık bilirdik, onun için evimizde rahat uyuyorduk, der. Bu cevap üzerine Kanunî utanarak:
- Haklısınız diyerek, kadının çalınan mallarının bedelini kendi malından öder.
Dikenden gül bitiren, kışı da bahar hâline döndürür.

Mevlânâ (rh)

24 Ocak 2009 Cumartesi

Yâ İlâhenâ! Senin Peygamberin, Hz. Muhammed (asm) senden hayır nâmına her ne dilemiş ise, biz de istiyoruz. Bize de ihsan eyle. Ve Senin Peygamberin Hz. Muhammed (asm) hangi şeyden sana sığınmış ise, biz de ondan sana sığınıyoruz. Bizi de muhâfaza eyle!

AMİN